ÖFKE KONTROLÜ PDF Yazdır e-Posta

Trafikte çıldırıyor, evde eşinizin her söylediğine sinirleniyor, artık öfkenizle baş edemiyorsanız zor durumdasınız demektir. Çünkü öfke büyüdükçe dertler de büyümeye, sorunlar işin içinden çıkılmaz hal almaya başlıyor.

Aslında toplum olarak öfkeliyiz. Yaşadığımız şehre öfkeliyiz, çevremizdekilere öfkeliyiz, trafiğe öfkeliyiz... Kısacası her şeye öfkeliyiz. En ufak şeylere bağırıyor, kavga çıkarıyor bazen de ortada hiçbir sebep yokken başımızı derde sokabiliyoruz.

Oysa öfke de sevmek, nefret etmek, mutlu olmak gibi bir duygu. Farkı ise gerisinde var olan başka duyguları gizleyen bir davranış olmasıdır. Öfkeli insanlar, maske takmış kişilerdir. Öfke, mutlu olmak gibi doğal bir duygudur. Bu duygunun doğal olmayan şekli, kişinin kendisine, çevresine zarar verecek şekilde ortaya çıkmasından kaynaklanıyor. Böyle olduğunda kişinin ilişkileri riske giriyor, çevresindeki insanlar zarar görmeye başlıyor. Öfkeyi kontrol etmek için, önce öfkenin doğal bir duygu olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Neden öfkeleniyoruz?

1.     İstenmeyen sonuçlar

Öfkelenmemize neden olan birçok sebep bulunuyor. Bu sebeplerden biri istenmeyen sonuçlarla karşılaşmamız oluyor. Örneğin mağazada alışveriş yapıp kasaya geldiğimizde kredi kartımız onay vermezse, aldığımız şeyleri kasada bırakmak zorunda kaldığımızda öfkeleniyoruz. Sevdiğimiz birinden aynı karşılığı alamıyorsak ya da bir yere gitmemiz gerekirken trafik yüzünden gidemiyorsak öfkeleniyoruz.

2.     Beklentiler 

Beklentilerimiz karşılanmadığında da öfkeleniyoruz. Örneğin terfi edemediğimizde öfkeleniyoruz, eşimiz beklentilerimizi karşılamadığında öfkelenebiliyoruz. Günlük yaşamdan beklentilerimiz gerçekleşmediğinde de tepkimizi öfkelenerek veriyoruz.

3.     Engellenme

Bir engel ortaya çıktığında, bizi kısıtlayan bir durum olduğunda öfkeleniyoruz. Örneğin ergen bir çocuğa dışarı çıkamazsın denildiğinde öfkeleniyor. İnsanlar en çok trafikte öfke yaşıyor. Çünkü ulaşmak istedikleri yere ulaşmakta zorluk çekiyor ve engelleniyor. İstedikleri gibi davranamıyor ve çaresizlik içinde uzun süre trafikte kalabiliyorlar.

4.     Kaygı

Kaygılandığımızda ve korktuğumuzda öfkeleniyoruz. Özellikle çocuklarımıza bu nedenle zarar verebiliyoruz. İyi anne ya da baba olamama, iyi çocuk yetiştirememe kaygısı ve korkusu çocuğu kontrol etme isteğini doğuruyor. Bir anne ya da baba çocuğunu kontrol ederse daha iyi bir ebeveyn olacağını düşünüyor. Olayları kontrol edemeyeceğimizi gördüğümüzde ya da işlerin kontrolden çıktığını fark ettiğimizde korku yaşıyoruz. Fakat bu durumda ‘Korkuyorum’ ya da ‘Kaygılanıyorum’ diyemiyor tam tersine maskelenmiş bir biçimde tepki veriyoruz. Gerçek duygumuz kaygı olsa da ifade ettiğimiz duygu öfke oluyor.

5.     Haksızlık

Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde de öfkeleniyoruz. Haksızlığa uğramak demek kaale alınmamak anlamına geliyor. Sınıfta bir öğrenci öğretmeni ya da diğer öğrenciler tarafından dikkate alınmıyorsa kendini bir şekilde var edemiyorsa, ‘Sen bizim için değerlisin’ mesajını alamıyorsa öfkelenmeye başlıyor. Bunu da saldırganlık gibi öfke davranışıyla gösterebiliyor. Aynı şey ilişkilerde de geçerli oluyor. Eşimiz tarafından önemsenmediğimizi ve anlaşılmadığımızı hissettiğimiz durumlarda öfkeleniyoruz. Ama ‘Ben kendimi senin yanında önemsenmemiş hissediyorum’ değil, tamamen öfkelenerek ‘Beni dinlemiyorsun, beni önemsemiyorsun’ gibi öfke duygusuyla ifade ediyoruz.

6.     İthal öfke

Öfke bazen de ithal edilmiş oluyor yani anne ve babalarımızdan bize aktarılmış olabiliyor. Çocukluk dönemimizde kendimizle ilgili bazı kararlar veriyoruz. Bir problemi nasıl çözeceğimize ilişkin kararları bu dönemde veriyoruz.

Eğer öfke evdeki ilişkilerde işe yarıyorsa, öfkelenen kişinin hayatını kolaylaştırıyorsa kişi (özellikle çocuk):  ‘Öfkeli olursam insanlara kendimi daha kolay kabul ettirebilirim’ diye düşünüyor. Her şey öfkeyle ifade edilebilir sonucuna varıyor.

Çocuk bazen ebeveynine zıt tepkiler geliştirir: Bazen öfkenin çok yoğun olduğu ailelerde eğer baba çok öfkeliyse ve anneye sözel ve fiziksel şiddet uyguluyorsa, bunu gören erkek çocuk, ‘Babam gibi olmayacağım, annem gibi olacağım’ diye bir karar verebiliyor. Bu bazen cinsiyet rolünü reddetme veya benimsemeye kadar gider. Her eşcinselliğin ardında böyle bir sebep olduğunu söyleyemesek de bazılarında bu durum yaşanabiliyor.

Çocuk bazen ebeveyniyle aynı tepkiler geliştirir: Kızdığınız şeylerin bazılarına baktığınızda aslında anne ve babanızın kızdığı şeylere öfkelendiğinizi görürsünüz.

7.     Yetersizlik

Bir başka öfke sebebi ise yetersizlik duygusu oluyor. Ne kadar çok yetersizlik duygusu yaşarsak hem kendimize hem de karşımızdakilere karşı o kadar öfkeli oluyoruz. çünkü bir işe yaramadığımızı ve değersiz olduğumuzu düşünüyoruz. Karşımızdakilere öfkeleniyoruz çünkü içimizdeki değersizliği görmelerini istemiyoruz.

Aşırı öfkeli olan kişiler aslında son derece kırılgan ve zayıf olabilirler. Bu kişiler dışarıdan zayıflıklarının fark edilmemesi için kabuklarını sertleştiriyorlar.

Böyle durumlarda kişiye bireysel ve grup terapi yöntemiyle özgüven kazandırmak gerekiyor.

8.     Gizli duygular

İçte tutulmuş ve dışa vurulmuş olmak üzere iki tür öfke bulunuyor.

Dışa vurulmuş öfke içte tutulandan daha iyidir. Öfkesini içinde tutan bazı kişiler alkol veya bağımlılık yapıcı maddeler alıyor.

Alkol öfkeyi geçici olarak yatıştırsa da öfkeyi yok etmiyor. Hatta gerçek çözüm yerine alkolün arkasına sığındığı için öfkenin birikmesine sebep oluyor.

Kişi içte tutulmuş bir öfke yaşıyorsa alkol alınca bu öfkeyi tutamaz hale geliyor ve dışarı çıkarıyor. Bağırıp çağırıyor. Çevresine sözel ve fiziksel şiddet uyguluyor. Kendisi geçici rahatlasa da çevresinde tepkili ve öfkeli bireylerin oluşmasına sebep oluyor. Bu durum onu daha da öfkelendiriyor.

Bu nedenle alkol alınca çığırından çıkan insanlar öfkeyi içinde tutan insanlar oluyor.

TEDAVİ YÖNTEMİ

Öfke kontrolünün temelinde düşünsel düzenlemeye ihtiyaç bulunuyor(Bilişsel terapi).

Bu dünyada her an her şey olabilir buna inanmak gerekiyor. Trafik tıkanabilir, kötü bir insana rastlanabilir, trafikte biri önümüze geçebilir, yol vermeyebilir, işte hak etmediğimiz bir davranışla karşılaşabiliriz. Bu dünyada sadece bizim kurallarımızın olmadığının farkına varmalıyız. Öfkeyle insanları adam edemeyeceğimize inanmamız lazım.

Sağlıklı kalabilmek için olasılıklar dünyasında yaşadığımızı kabul etmeliyiz. Bu duyarsız olmak anlamına gelmiyor ama bu gerçeği de kabul etmek gerekiyor.

Önce kişilerin aslında neye öfkelendiğini bulmaya çalışıyoruz, neyi maskelemeye çalıştığını öğrenmek istiyoruz. “Eğer korkuyorsa, yetersizlik duygusu yaşıyorsa o duyguyu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çünkü öfke aslında başka bir duygunun ifadesi oluyor”. 

 

Öfke kontrolünde iletişim çok önemli. ‘Ben sana kızdım’ demek yumruğu yere vurarak öfkelenmekten daha iyi bir sonuç verecektir. Çünkü öfkemizi davranışsal ve sözel olarak dışarı vurmaya başladığımızda karşımızdakinin bizi duyma şansı kalmıyor. Karşımızdaki kişi öfkeli bir davranış karşısında kendini kapatıyor ve korunmaya geçiyor. Ama öfkelendiğimizde ‘Ben çok öfkelendim’ derseniz karşınızdaki sizin nasıl bir durumda olduğunuzu anlamaya çalışıyor.

 Gerçekten öfkelendiğimizde, “Şu an ne düşünüyorum”? Diye düşünmeliyiz. ‘Ben kendimi değersiz mi hissediyorum’? Eğer böyleyse bunu düzeltmek gerekiyor. Kimse değerinizi yükseltip, alçaltma gücüne sahip değil. Başkalarının değerlendirmelerini kendinize mal ediyorsanız bunun farkına varmanız gerekiyor.

İntiharlara bakıldığında çocukluk döneminin intihar eğilimi üzerinde etkisi olduğu görülüyor. Çünkü intihar kendine dönük en yıkıcı saldırganlık ve öfkedir. İntihar edecek kişi hem kendine öfkeleniyor ‘Değersizim’ diyor, hem de karşısındakilere öfkeleniyor.  ‘Öyle bir hareket yapacağım ki sizin canınızı yakacağım’ mesajı veriyor.

GÜZEL BİR SÖZ VARDIR: "KONTROLSÜZ GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR" DİYE.

ÖFKESİNİ KONTROL EDEBİLEN SABIRLI VE GÜÇLÜ BİREYLER OLMANIZ DİLEĞİYLE...

Yardım ve destek için her zaman iletişim numaramızı arayabilirsiniz.

 

 

 

Anasayfa

Resim Galerisi

Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!